Matbu Basın'da yayımlananlar

Just another WordPress.com weblog

“En beyaz zenci” o ödülü hak etti mi?

leave a comment »

Evrensel Gazetesi’nde yayımlandı.


obama_mccain_zionist_puppets

Geçtiğimiz günlerde Nobel Barış Ödülü; Amerika’nın ilk siyahi başkanı Barack Obama’ya gitti. Önem açısından ciddi bir hacmi olan bu ödülün; henüz icraat açısından hiçbir şey yapmamış bir başkana, üstelik dünyanın şu an iki ülkesini fiilen işgal altında tutan bir ülkenin başkanına verilmesi tartışma yarattı.

Obama’nın yürüttüğü seçim kampanyası hem Amerika’da hem tüm dünyada büyük bir yankı uyandırırken aynı zamanda Obama’yı henüz hiç bir icraate sahip olmamasına rağmen neredeyse Nelson Mandela kadar önemli bir sembol haline getirdi. Oysa, Harvard mezunu bu yarı-siyah; ne Malcolm X‘in ne de Mandela‘nın tarzında bir eylem ve söyleme sahipti.

“Obamania” olarak ifade edilen bu durum, Amerika merkezli İslam Ulusu isimli örgütün Obama’yı mesih ilan etmesine kadar vardı. Propaganda mantığında barışın sembolü olarak sunulan Obama yönetiminde Bush çizgisinden büyük ölçüde bir sapma olmadı. Bu olmadığı gibi ABD, Irak’tan çektiği askerlerini Afganistan’a göndermeyi düşünüyor. Aynı zamanda Guantanamo işkencehanesi kapatılmadı ve Küba ile ilişkilerde değişen bir şey yok. Göreve geldiğinde insan haklarına saygılı olacağını söyleyen Obama, savaş esirlerine işkenceyi savunan CIA emeklisi John Brennan’ı terörle mücadelenin başına getirerek asıl tavrını gösterdi. Bunun yanısıra Obama; Birleşmiş Milletler tarafından başkent olarak tanınmayan Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak görülmesini savunuyor. Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

October 16, 2009 at 5:05 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

Tagged with ,

Sen oradan seyretmeye devam et, küçük..

leave a comment »

Evrensel Gazetesi’nde yayımlandı.

Olan bitenin polisin istediği biçimdeki halini televizyonlarda izlediniz. TV’lere bakarsanız, ünlü düşünürlerimiz Mehmet Ali Birand ve Ali Kırca’nın söylediklerine bakarsanız; sağı solu yakan, anarşi yaratan gruba polis müdahale etmiş.
Hiç bir sorun yok.
Eh, öyle tabii. Saat 10’da Agos’un önünde değildiyseniz gerçekten de durum orada yansıtıldığı gibi.
Ama, orada olan herkes neyin ne olduğunu gayet iyi biliyor.
Basın açıklaması için toplanan 20-25 kişinin üzerine yüzün üzerinde polisin coplarla nasıl saldırdığını, slogan atmaya çalışan sözcülerin ağızlarına nasıl vurduklarını gördü herkes.
Orada kendi halinde geçen vatandaşların bile sudan sebeplerle polis otolarına atıldığını da.
Bakınız; dünyanın her yerinde, nerede IMF toplantısı yapılsa; aynı zamanda çok geniş katılımlı eylemler oldu. Bu eylemlerde milyona yakın insan toplandı.
Orada da büyük olaylar çıktı. Ama herkes eylemini yaptı.
Peki burada? Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

October 12, 2009 at 1:53 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

Sosyalizm nasıl eleştirilir?

leave a comment »

RTEmagicC_Guc_birligi_04.jpg2 Ekim 2009 tarihinde Evrensel Gazetesi’nde yayımlandı.

Doğrudan komünist ekonomi hakkında olmasa bile, Sosyalizm ile özdeşleşmiş herhangi bir fikri savunduğunuz zaman; karşınızdaki kişilerden aynı cümleyi duyuyorsunuz: “Sosyalizm çöktü. Bak SSCB’ye ne hale geldi.” Bunu söyleyen kişinin yaşadığı ülkenin hiçbir sosyalist ülkeden daha gelişmiş ve müreffeh olmadığı ayrı bir konu, ama peki Sosyalizm gerçekten çökmüş müdür? Yenilmiş midir? Sovyetler deneyi Sosyalizmin işe yaramayacağını ispat etmiş midir? Sosyalizm eleştirileri ne ölçüde yüzeyselliğin ve propaganda zihniyetinin dışına çıkabilmiştir?

Sosyalizm yenilmiş değildir. Tam tersine; sosyalizme dair pek çok kavram (işçi hakları, enternasyonelizm, insan hakları, özgürlük, bilimcilik) tüm ideolojilere ve genel paradigmaya hakim olarak varlığını sürdürmüştür. Çöktüğü ilan edilen bu ideoloji; küresel kriz günlerinde herkesin aklına gelen ikinci alternatif olmuştur.

Yenilen ve çöken, sosyalizmin bir takım uygulamalarıdır. Merkezi bürokratik uygulamalardır. Komünizmin ideallerinin hepsi bugün yaşamakta ve aynı heyecanı yaratmaya devam etmektedir.

İnsanca yaşamak, paylaşmak, sosyal adaleti sağlamak gibi idealler halen varlığını sürdürmektedir. Sosyalist felsefenin kurulu otoriteye attığı tokat bugün hala sızısını sürdürmektedir.

Bir ülkede kurulan sosyalizmi eleştirirken; o ülkenin devrim öncesi iktisadi ve sosyal durumunu, o ülkedeki sosyalistlerin sosyalizmden ne anlayıp nasıl uyguladığını, devrim olduktan sonra ülkenin dışarıdan nasıl kıstırıldığını iyi irdelemek gerekir. Tüm bunları düşünerek Sovyetleri eleştirdiğinizde, durumun bir takım propagandacıların anlattığından daha farklı olduğunu görebiliyorsunuz.

Rusya’da devrim olmadan evvelki iktisadi ve sosyal koşulları anlamak için bir kaç Dostoyevski kitabı okumak yeterli Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

October 2, 2009 at 4:37 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

Tagged with

Geber Ermeni, geber!

leave a comment »

dink1Bakkal Karabet’in ışıkları yanmış./Affetmedi bu Ermeni vatandaş/Kürt dağlarında babasının kesilmesini (Nâzım Hikmet/Akşam Gezintisi)

Hrant Dink davasına tanık olarak katılan kadın, Ogün Samast’ın Hrant Dink’i vurduktan sonra “Geber Ermeni, geber!” diye bağırdığını anlattı mahkemede. M.H. isimli kadın Ogün ve Yasin ikilisine devletin söyleyemediğini söyledi: “Gülmeyin lan.”

Hrant Dink’in ölümü sadece bir asayiş vakası mıdır? Pek çok aydın Hrant Dink suikastının Ogün Samast’la bitmediğini ve devletin derinlerine kadar gideceğini söylüyor. Ancak yine sormak gerekiyor; Hrant Dink suikastı, devletin içindeki bir şebekenin bir piyona verdiği emir midir?

Hayır! Hrant Dink’in suikastı ne bir ilk ne bir son olarak bu topraklarda yüz yılı aşkın süredir var olan bir saplantının ürünüdür. Toplumsal bir vakadır.

Bu emri veren devletin içindeki bir şebeke değildir; toplumdur. Ogün’ler gider, Abdullah’lar gelir, Yasin’ler gider, Talat’lar gelir ama o düşmanlık, o karşıtlık toplumsal bir vakadır. Bu isimler bu tepki, düşmanlık ve barbarlığın tecessüm etmiş halidirler gözlerimizin önünde. Hrant’lar gider, Paramaz’lar (Madteos Sarkisyan) gider ve bu insanlar değil onları öldürenler kahraman olarak kalırlar. Samast 20 yılla yargılanıyor. Muhtemelen daha az bir hapis cezası alıp infaz yasası gereği bu cezanın da üçte ikisini yattıktan sonra aramıza dönecek.
Muhtemelen ömrü boyunca da bir kahraman olarak anılacak… Çünkü bu ülkede Ermeni düşmanlığı bir ülke hizmetidir. Ne “Geber Ermeni, geber!” diyen Ogün’e ilişilmiştir ne de Halep Valiliği’ne 23 Kasım 1915 tarihinde yolladığı telgrafta “Ermenileri, doğuda yaşadıkları her yerde gizli yol ve yöntemlerle yok edin” diyen Talat Paşa’ya. Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

August 13, 2009 at 1:33 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

Michael Jackson ve İslam Ulusu

with one comment

michael_jackson_calendar_2002İslam Ulusu Örgütü’nün Türkiye’de de birtakım bağlantıları var. Başörtüsüyle Meclis’e giren Merve Kavakçı’nın ve babasının Amerika’da bu örgüte bağlı olduğu söyleniyor.
Peki bu örgüt kimdir? Nasıl bir İslam anlayışı taşımaktadırlar? Malcolm X’in bu örgütle bağlantısı neydi? Örgütün lideri kendini peygamber olarak mı görüyor?

İşte modern çağda da hiç eksik olmayan din tasavvurlarının en ilginçlerinden birinin öyküsü.

Asıl adı Elijah Poole olan Elijah Muhammed 1897 yılında doğdu. 1923’te Detroit’e göç etti. Burada İslam Ulusu isimli örgütün kurucusu olan Wallace Fard’ın yardımcılığını yapmayı başladı. Wallace Fard, uyuşturucu kaçakçılığı yüzünden hapis yatmıştı. 1934 yılında Fard ortadan kayboldu. İslam Ulusu örgütü artık Elijah Poole’un yönetimindeydi. Elijah bir süre sonra Muhammed takma adını kullanmaya başladı ve kendini peygamber ilan etti! Elijah, 1961 yılından itibaren “Muhammed Speaks” isimli bir gazete çıkararak aldığı vahiyleri yazmaya başladı. Modern zamanlarda vahiylerin yayımlanma biçimi de değişmişti elbette ki! Artık koyun derileri yerini gazetelere, dergilere bırakmıştı. Ünlü bir diğer ilginç grup olan Yehova Şahitleri de bugüne kadar farklı yıllarda tam üç kez yanıldıkları ve inanmayanları azaplı işkencelerle tehdit ettikleri kıyamet tahminlerini Watchtower isimli dergiyle yayımlamışlardı.

Elijah Muhammed’in İslam anlayışı oldukça farklıydı. Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

August 13, 2009 at 1:27 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

İt dalaşında son perde

leave a comment »

18792Türkiye Genelkurmay’a ait olduğu iddia edilen belgelerle sarsıldı. Belgelerde ordunun –ya da en azından içindeki bir grubun- hükümeti ve onun sac ayağı cemaati bitirmeye yönelik harekatı yazılıydı. Medyanın çeşitli bölümlerinden “bunlar kimin ordusu” sesleri yükseldi. Aslına bakarsanız; bunlar kimin ordusu diye sormanın pek anlamı yoktu. İran’daki Devrim Muhafızları kimin ordusuysa, bunlar da onun ordusuydu. Bireyselleşmeyi getiren sosyolojik süreçleri yaşamamış her toplumun devlet yapısında olduğu gibi bizdeki ordu da “rejimin” ordusuydu. Böyle toplumlarda ya hiçbir şey değişmez ya da birşeyleri değiştirmek isteyenler sosyolojik bütün süreçleri göz ardı ederek despot yapılar kurarlar. Bizim hikayemiz de daha farklı değil. Elbette ki Türk ve Müslüman olduğunuz için Tanrı’nın sizi ve kaderinizi özel olarak çizdiğini sanıyorsanız TSK’nın şeytan tarafından kurulduğunu da düşünebilirsiniz. Ama gerçek öyle değil.

İran seçimlerinden bir gün önce, Devrim Muhafızları (bir tür bekçi köpeği türü, ama insana evrilmiş) bir e-muhtıra yayımladı. İslamcılık ile demokrasinin ne kadar da uyumlu olduğunu buradan da görebilirsiniz! Aynı zamanda başka bir resmi kuruluş olan SAVAK, devrimin ideoloğu olan Müslüman sosyalist fikir önderi Ali Şeriati’yi de öldürmüştü. Bugün İran’da tüm dünyaca okunan ve bilinen Ali Şeriati’nin bazı kitapları yasak. Şah karşıtı yayımlar yapan ve tirajı bir milyonu bulan liberal Ayendegan gazetesi de “İslami devrim” sonrası İslamcılığın hoşgörü oklarından nasibini almıştı; Humeyni önce gazeteyi boykot etme çağrısı yaptı, sonra kapattı. Gazete, okurları tarafından elden satılmaya başladı ve tiraj kaybetmedi.. Ama artık karanlık çökmüştü. Ayendegan okumak ahlaksızın teki olmak anlamına geliyordu artık Persepolis’te. Gazete dayanamadı ve yayınını kesti. İran’da da şahlık ile diğerlerinin arasındaki savaşın nedeninin demokrasi olduğu sanılıyordu. Oysa birbirini kopya etmiş iki faşizmin savaşıydı her şey. Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

August 13, 2009 at 1:24 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

Yaz geldi.. Tehlikenin farkında mısınız?

leave a comment »

20080521_64223Yaz mevsimi geldi… Bu cümle şanslı bir azınlık için kumsalları ve tatili ifade etse de Doğulu aileler için tarlaları ve mevsimlik işçiliği ifade ediyor. Yaz döneminde en çok göç alan bölgelerden olan Sakarya’da tava şimdiden kızgın. Bölgedeki yerli Kürt nüfus ile Ülkü Ocakları arasında sürtüşme sürüyor. Geçtiğimiz ay bu sürtüşme nedeniyle tam üç kişi öldü.

Etnik çatışma bölgede yeni değil. İki yıl önce, karakolun önünde iki bin kadar kişinin toplanıp içeridekileri linç etmek için dışarı çıkarmak istemesi ve polisin buna karşı çıkması nedeniyle yaşanan kaos Vali Nuri Okutan’ın ve daha fazla polisin gelmesiyle sonuçlanmıştı. Tüm bunların nedeni, olayın yaşandığı gece, aslında şehrin yerlisi birkaç gençle, bölgeye yazın fındık toplamak için gelen mevsimlik işçiler arasında yaşanan basit bir sıra kavgasıydı. Ancak asıl nedenin, bu olduğu olaydan çok sonra ortaya çıktı. Tüm bunların yaşandığı gece birini çevirip neler olduğunu sorsanız “Fındıkçılar arasında PKK’lı teröristler varmış. Çarşı meydanında olay çıkarmışlar, slogan atmışlar ve bazı dükkanların camını indirmişler. Onları durdurmak isteyen bir genci de bıçaklamışlar” diyecekti.

Peki; olaylar bu noktaya nasıl geldi? İki bin kişiyi evinden kaldırıp karakolun önünde isyan etmeye getirebilen büyük güç kimdi? Bu yalanı kim söylemişti? Bu yalana insanlar neden inanmıştı? Olay basit bir sıra kavgasından ırk temelli bir çatışmaya nasıl döndü? Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

August 13, 2009 at 1:22 pm

Posted in Evrensel Gazetesi

İnsanlık sınırında kapı açılsın!

leave a comment »

ermenistan1b140d291b1102bbbyBu sınır meseleleri tartışılırken konuşulanlara yabancı kalmamak elde değil.

Sınırlara duymanızın öğretildiği saygıya ideolojik nedenlerle kırıntı oranında bile sahip olmayınca, onun yerine tek bir dünyayı savununca sınırların şekillendirdiği siyasetlerin tartışmalarına “Fransız” kalıyorsunuz, ister istemez. Biri, sonu faydalı olur, açılsın diyor. Öteki tam tersini.

Oysa durum daha farklı.

“Ermenistan sınırında kapı açılsın mı?”

O sınır orda niye var ki?

Kimin ne işine yaramış bugüne kadar? İnsanların mutluluğuna, refahına ne gibi bir katkısı olmuş? Toplumları, pazarı, iletişimi bölmek dışında kime ne fayda sağlamış?

Dünyanın kaynaklarının bölünmesine ve insanlık için değil bir takım kişilerin cebi için kullanılmasına katkı sağlamaktan başka neyi çözmüş? Read the rest of this entry »

Written by hasanrua

August 13, 2009 at 1:17 pm

Posted in Evrensel Gazetesi